Odatv yazarı Ayşe Baykal, son yazısında AKP'lilerin son dönemdeki sessizliğini masaya yatırıyor. Özellikle Ekrem İmamoğlu'na yönelik soruşturma ve çeşitli boykot çağrıları sonrası yaşanan mağduriyetlere karşı sergilenen bu suskunluk, Baykal'ın dikkatini çekiyor ve önemli soruları beraberinde getiriyor. Bu yazıda, AKP'lilerin neden sessiz kaldığına dair çarpıcı analizlere ve olası nedenlere odaklanacağız.
AKP'lilerin Suskunluğunun Nedenleri
Ayşe Baykal, yazısında bu suskunluğun ardında yatan çeşitli nedenlere değiniyor. Bunlardan ilki, parti içi disiplin ve lider sultası olabilir. AKP'de liderin onayı olmadan yapılan açıklamalar genellikle hoş karşılanmıyor ve bu durum, birçok partilinin çekimser davranmasına neden oluyor. İkincisi, kamuoyunda tepki çekme korkusu. Özellikle hassas konularda yapılan açıklamaların yanlış anlaşılma veya eleştirilme riski, birçok AKP'liyi sessizliğe itiyor. Üçüncüsü ise, konunun hassasiyeti ve karmaşıklığı. İmamoğlu soruşturması gibi hukuki süreçler veya boykotlar gibi toplumsal olaylar, farklı yorumlara açık olduğu için birçok AKP'li bu konularda yorum yapmaktan kaçınıyor.
Gazeteci Soner Yalçın'ın 03 Nisan 2025 tarihli yazısında AK Partili arkadaşlarından bahsetmesi üzerine Ayşe Baykal da kendi AK Partili arkadaş ve tanıdıklarını yazmak istediğini belirtiyor. Bu durum, AKP'liler arasındaki suskunluğun sadece dışarıya karşı değil, kendi içlerinde de var olduğunu gösteriyor.
Suskunluğun Toplumsal Etkileri
AKP'lilerin bu suskunluğu, sadece siyasi bir mesele olmanın ötesine geçerek toplumsal etkiler de yaratıyor. Mağduriyet yaşayan kişilerin sesini duyuramaması, adalete olan inancı zedelerken, toplumda kutuplaşmayı da artırıyor. Özellikle boykot çağrıları sonrası işinden olan kişilerin yaşadığı zorluklar, bu suskunluğun ne kadar acımasız sonuçlar doğurabileceğini gözler önüne seriyor.
- Mağduriyetlerin artması
- Adalete olan inancın azalması
- Toplumsal kutuplaşmanın derinleşmesi
- Siyasi güvensizliğin artması
Suskunluğun Geleceği ve Olası Senaryolar
AKP'lilerin bu suskunluğunun ne kadar süreceği ve gelecekte nasıl bir değişim göstereceği merak konusu. Bazı uzmanlar, parti içindeki dengelerin değişmesiyle birlikte bu suskunluğun da kırılacağını öngörürken, bazıları ise liderin tutumu değişmediği sürece bu durumun devam edeceğini düşünüyor. Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var ki, toplumun her kesiminin sesini duyurabildiği, adaletin ve hukukun üstünlüğünün sağlandığı bir Türkiye için suskunluğun kırılması ve diyalog ortamının yaratılması şart.
Sonuç olarak, Ayşe Baykal'ın yazısında ele aldığı AKP'lilerin suskunluğu, sadece siyasi bir olay değil, aynı zamanda toplumsal bir sorun olarak da değerlendirilmelidir. Bu suskunluğun nedenleri, etkileri ve olası sonuçları üzerine daha fazla düşünmek ve tartışmak, daha adil ve demokratik bir Türkiye için önemli bir adım olacaktır. Unutulmamalıdır ki, sessizlik bazen en büyük çığlıktır ve bu çığlığın duyulması için hepimizin sorumluluğu vardır.